
Kısıtlama Nedenleri Nelerdir? Vasi Atanması ve Kısıtlama Kararı
Kısıtlama, ergin bir kişinin kanunda belirtilen nedenlerle korunmaya ihtiyaç duyması hâlinde mahkeme kararıyla vesayet altına alınmasını ifade eder. Kısıtlamanın amacı kişiyi cezalandırmak değil; kişinin kişisel ve malvarlığına ilişkin menfaatlerini korumaktır.
Türk Medeni Kanunu; akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, malvarlığının kötü yönetilmesi ve belirli koşullarda hapis cezasının infazını kısıtlama nedenleri arasında düzenlemektedir. Ayrıca kanunda öngörülen şartları taşıyan ergin kişi kendi isteğiyle de kısıtlanmasını talep edebilir.
Ancak bu durumlardan birinin bulunması her zaman doğrudan kısıtlama kararı verilmesi anlamına gelmez. Her kısıtlama nedeni bakımından kanunun aradığı koşulların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca değerlendirilir.
Kısıtlama Nedir?
Kısıtlama, kanunda belirtilen sebeplerden birinin bulunması hâlinde ergin kişinin fiil ehliyetinin sınırlandırılması ve vesayet altına alınmasıdır.
Kısıtlama sonucunda kişiye vasi atanabilir. Vasi; vesayet altındaki kişinin kişiliğine ve malvarlığına ilişkin menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle görevlidir.
Kısıtlama ve vasi atanması özellikle kişinin hukuki işlem ehliyeti üzerinde önemli sonuçlar doğurduğundan, yalnızca Türk Medeni Kanunu'nda öngörülen koşullar çerçevesinde mümkündür.
Kısıtlama Nedenleri Nelerdir?
Türk Medeni Kanunu'na göre başlıca kısıtlama nedenleri şunlardır:
- Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı,
- Savurganlık,
- Alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı,
- Kötü yaşama tarzı,
- Malvarlığının kötü yönetilmesi,
- Kanunda belirtilen şartlarla hapis cezasının infaz edilmesi,
- Kişinin kendi isteğiyle kısıtlanmasını gerektiren durumlar.
Akıl Hastalığı veya Akıl Zayıflığı Nedeniyle Kısıtlama
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan her kişi otomatik olarak kısıtlanmaz.
Türk Medeni Kanunu'nun 405. maddesine göre kişinin akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle;
- işlerini görememesi,
- korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gerekmesi veya
- başkalarının güvenliğini tehlikeye sokması
hâllerinden birinin bulunması gerekir.
Bu nedenle yalnızca psikiyatrik bir tanının bulunması kısıtlama için yeterli değildir. Hastalığın veya akıl zayıflığının kişinin işlerini görebilme ve korunma ihtiyacı üzerindeki etkisi değerlendirilir.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlama kararı ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine verilebilir.
Savurganlık, Bağımlılık, Kötü Yaşama Tarzı ve Malvarlığının Kötü Yönetilmesi
Türk Medeni Kanunu'nun 406. maddesinde savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı ve malvarlığının kötü yönetilmesi de kısıtlama nedenleri arasında düzenlenmiştir.
Ancak bu durumlardan birinin bulunması tek başına yeterli değildir.
Kişinin bu sebepler nedeniyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açması ve bu nedenle devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olması ya da başkalarının güvenliğini tehdit etmesi gerekir.
Örneğin kişinin yakınları tarafından gereksiz görülen harcamalar yapması veya ekonomik açıdan hatalı olduğu düşünülen tek bir karar vermesi kural olarak tek başına kısıtlama nedeni değildir.
Mahkeme; davranışların niteliğini, sürekliliğini, meydana getirdiği sonuçları ve kişinin korunmaya ihtiyaç duyup duymadığını birlikte değerlendirir.
Hapis Cezası Nedeniyle Kısıtlama
Hapis cezasına bağlı kısıtlama konusunda önemli bir kanun değişikliği yapılmıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun 407. maddesine göre kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin kişi, kendi isteği üzerine kısıtlanabilir veya kendisine kayyım atanabilir.
Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin kişi ise kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde, isteği bulunmasa dahi kısıtlanabilir.
Dolayısıyla beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının bulunması dahi tek başına otomatik kısıtlama anlamına gelmez. Kişinin veya malvarlığının korunması bakımından kısıtlamanın gerekli olup olmadığı ayrıca değerlendirilir.
Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler.
Vasi ile Kayyım Arasındaki Fark Nedir?
Vasi ve kayyım aynı hukuki kurum değildir.
Vasi, vesayet altındaki kişinin kişiliği ve malvarlığına ilişkin bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmek üzere atanır.
Kayyım ise kural olarak belirli işleri görmek veya belirli bir malvarlığını yönetmek amacıyla görevlendirilir.
Bu nedenle kişinin korunma ihtiyacının kapsamına göre vasi veya kanunun izin verdiği durumlarda kayyım atanması gündeme gelebilir.
Kişi Kendi İsteğiyle Kısıtlanabilir mi?
Evet.
Türk Medeni Kanunu'nun 408. maddesine göre yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı nedeniyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kişi kendi kısıtlanmasını talep edebilir.
Dolayısıyla yaşlılık, engellilik veya ağır hastalık tek başına otomatik olarak kısıtlama sonucunu doğurmaz. Kişinin bu nedenle işlerini gerektiği gibi yönetemediğinin ortaya konulması gerekir.
Vasi Atanması Nasıl Yapılır?
Kısıtlama ve vasi atanması süreci vesayet makamı tarafından yürütülür.
Vesayet makamı Sulh Hukuk Mahkemesi olup yetkili mahkeme kural olarak vesayet altına alınacak kişinin yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Mahkeme, ileri sürülen kısıtlama nedenine göre gerekli araştırmaları yapar ve delilleri toplar.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlama talep edilmişse resmî sağlık kurulu raporu alınması gerekir.
Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, malvarlığının kötü yönetilmesi veya kişinin kendi isteğiyle kısıtlanması hâllerinde ise ilgili kişi dinlenmeden kısıtlama kararı verilemez.
Kimler Vasi Olabilir?
Türk Medeni Kanunu'na göre vesayet makamı, vesayet altındaki kişinin kişiliği ve malvarlığı bakımından gerekli görevi yerine getirebilecek yetenekte olan ergin bir kişiyi vasi olarak atar.
Vasi belirlenirken vesayet altına alınacak kişinin menfaati esas alınır. Koşulların uygun olması hâlinde kişinin eşi veya yakın hısımlarından biri vasi olarak atanabilir.
Ancak akrabalık tek başına vasi atanmak için yeterli değildir. Vasi adayının görevi yerine getirmeye elverişli olması ve kanunda vasi olmaya engel hâllerden birinin bulunmaması gerekir.
Kısıtlanan Kişi Hiçbir Hukuki İşlem Yapamaz mı?
Hayır. Kısıtlama kararı verilmesi, kişinin yaptığı bütün hukuki işlemlerin otomatik olarak geçersiz olduğu anlamına gelmez.
Kısıtlanan kişinin hukuki işlem ehliyeti değerlendirilirken öncelikle ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığına bakılır.
Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, kanunda öngörülen istisnalar dışında, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremezler.
Bununla birlikte karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılmasında yasal temsilcinin rızası gerekli değildir.
Dolayısıyla “vasi atanan kişi hiçbir hukuki işlem yapamaz” şeklindeki genel bir ifade hukuken doğru değildir.
Vasinin Yetkileri Nelerdir?
Vasi, vesayet altındaki kişinin kişiliğine ve malvarlığına ilişkin menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür.
Ancak vasinin yetkileri sınırsız değildir.
Türk Medeni Kanunu bazı önemli hukuki işlemler bakımından vesayet makamının iznini, bazı işlemler bakımından ise vesayet makamının kararından sonra denetim makamının iznini aramaktadır.
Ayrıca kefil olmak, vakıf kurmak ve önemli bağışlarda bulunmak gibi bazı işlemlerin vesayet altındaki kişi adına yapılması kanunen yasaktır.
Dolayısıyla vasi atanması, vesayet altındaki kişinin malvarlığının vasiye geçmesi veya vasinin bu malvarlığı üzerinde dilediği şekilde tasarruf edebilmesi anlamına gelmez.
Kısıtlama Kararı Nasıl Kaldırılır?
Kısıtlama kararı ömür boyu devam etmek zorunda değildir. Kısıtlamayı gerektiren neden ortadan kalktığında vesayetin sona erdirilmesi mümkündür.
Kısıtlı veya ilgililer, vesayetin kaldırılmasını talep edebilir.
Ancak kısıtlama kararının kaldırılması için gereken şartlar, ilk kısıtlama nedenine göre değişmektedir.
Akıl Hastalığı veya Akıl Zayıflığı Nedeniyle Kısıtlama Nasıl Kaldırılır?
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle verilen kısıtlama kararının kaldırılabilmesi için kısıtlama nedeninin ortadan kalktığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi gerekir.
Savurganlık veya Bağımlılık Nedeniyle Kısıtlama Nasıl Kaldırılır?
Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığının kötü yönetilmesi nedeniyle kısıtlanan kişinin üzerindeki vesayetin kaldırılabilmesi için kısıtlamaya neden olan durumla ilgili olarak en az bir yıldan beri bir şikâyete meydan vermemiş olması gerekir.
Kendi İsteğiyle Kısıtlanan Kişinin Kısıtlaması Kaldırılabilir mi?
Evet. Kendi isteğiyle kısıtlanan kişinin üzerindeki vesayetin kaldırılabilmesi için kısıtlamayı gerektiren sebebin ortadan kalkmış olması gerekir.
Hapis cezasının infazı nedeniyle verilen kısıtlama kararlarının sona ermesinde ise Türk Medeni Kanunu'ndaki özel hükümler uygulanır.
Kısıtlama ve Vasi Atanması Hakkında Sık Sorulan Sorular
Yaşlı Olan Herkese Vasi Atanır mı?
Hayır. Yaşlılık tek başına vasi atanması için yeterli değildir. Kişinin yaşlılığı nedeniyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğinin ve kanunda aranan koşulların bulunduğunun ortaya konulması gerekir.
Engelli Kişiye Mutlaka Vasi Atanır mı?
Hayır. Engellilik otomatik olarak kısıtlama nedeni değildir. Kişinin işlerini yönetebilme durumu ve korunma ihtiyacı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Psikolojik Rahatsızlığı Olan Kişiye Vasi Atanır mı?
Her psikolojik veya psikiyatrik rahatsızlık kısıtlama nedeni değildir. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığının Türk Medeni Kanunu'nun 405. maddesinde belirtilen sonuçlardan birine yol açması ve kısıtlama için gerekli diğer şartların bulunması gerekir.
Aileden Biri Vasi Olabilir mi?
Evet. Eş veya yakın hısımlardan biri, görevi yerine getirmeye elverişli olması ve kişinin menfaatlerine uygun bulunması hâlinde vasi olarak atanabilir.
Vasi Atanması İçin Hangi Mahkemeye Başvurulur?
Kural olarak vesayet altına alınması istenen kişinin yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesine başvurulur.
Vasi Atanan Kişinin Malları Vasiye Geçer mi?
Hayır. Vasi atanması mülkiyetin devri anlamına gelmez. Vesayet altındaki kişinin malvarlığı kendisine ait olmaya devam eder. Vasi bu malvarlığını kanunun öngördüğü sınırlar içerisinde ve vesayet altındaki kişinin menfaatine uygun olarak yönetir.
Kısıtlama Kararı Kaldırılabilir mi?
Evet. Kısıtlamaya neden olan durumun ortadan kalkması ve ilgili kısıtlama sebebi bakımından kanunda öngörülen koşulların gerçekleşmesi hâlinde kısıtlama kararının kaldırılması talep edilebilir.
Sonuç
Kısıtlama ve vasi atanması, kişinin hukuki işlem ehliyeti ile kişisel ve malvarlığına ilişkin hakları üzerinde önemli sonuçlar doğuran vesayet hukuku kurumlarıdır.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, malvarlığının kötü yönetilmesi ve kanunda belirtilen koşullarda hapis cezasının infazı kısıtlama nedenleri arasında yer almaktadır. Ayrıca kanunda belirtilen koşulları taşıyan kişi kendi isteğiyle de kısıtlanmasını talep edebilir.
Ancak bir kısıtlama nedeninin bulunması her durumda kısıtlama kararı verilmesi için yeterli değildir. Mahkeme tarafından kanunun aradığı koşulların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği ve kişinin korunma ihtiyacı değerlendirilir.
Kısıtlama nedeninin sonradan ortadan kalkması hâlinde ise kanunda her kısıtlama nedeni için öngörülen şartlara göre kısıtlama kararının kaldırılması mümkündür.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olayın özellikleri farklı olduğundan, hukuki değerlendirme olayın koşullarına göre değişebilir.
Diğer Paylaşımlar
Güncel paylaşımlarımıza bu alandan ulaşabilirsiniz

Nafaka Artırım Davası Nasıl Açılır? Nafaka Ödenmezse Ne Olur?
Bu makalede nafaka artırım davasının hangi şartlarda, nasıl ve hangi mahkemede açılabileceği açıklanmıştır. Ayrıca nafakanın ödenmemesi hâlinde başvurulabilecek ilamlı icra takibi, haciz ve tazyik hapsi yolları ele alınmıştır.
Daha Fazla

DELİL TESPİTİ NEDİR? NE İŞE YARAR?
Bu makalede; delil tespitinin ne olduğu, hangi durumlarda başvurulabileceği, dava açılmadan önce delillerin nasıl güvence altına alınabileceği, bilirkişi incelemesi süreci, mahkemelerin yetkisi, masraflar, itiraz yolları ve uygulamada en sık karşılaşılan örnekler hakkında genel ve anlaşılır bilgiler verilmesi amaçlanmıştır.
Daha Fazla

Hakkınızda Dava Açıldıysa Ne Yapmalısınız? Davalılar İçin Hukuki Savunma Rehberi
Bu makalede; hakkında dava açılan kişilerin dava sürecinde sahip oldukları temel hakların, cevap süresinin ve usuli itirazların öneminin, delillerin nasıl korunması gerektiğinin, ihtiyati tedbir ve haciz risklerinin hangi durumlarda ortaya çıkabileceğinin ve davalı tarafın hukuki savunmasını hangi yöntemlerle güçlendirebileceğinin açıklanması amaçlanmıştır.
Daha Fazla

Taşınmaz Almadan Önce Hukuki Olarak Nelere Dikkat Edilmelidir?
Bu makalede; taşınmaz satın alma sürecinde tapu kayıtlarının incelenmesi, ipotek ve haciz riskleri, önalım hakkı, imar ve iskan kontrolleri, kat mülkiyeti sorunları, müteahhit kaynaklı uyuşmazlıklar, deprem ve yapı güvenliği, kiracılı taşınmazlarda tahliye süreçleri ile kapora ve satış vaadi sözleşmelerinde dikkat edilmesi gereken hukuki risklerin açıklanması amaçlanmıştır.
Daha Fazla

